Eskiden tatil fotolarımı çok düzenli paylaşıyordum ama zincir bir yerde kopmuş. Üstelik geçen yaz, denize ve tarihe en çok doyduğumuz ve muhtemelen Ela ile yaptığımız en keyifli tatildi açık ara.💙
Ela yokken eşimle tatilde konaklayacağımız yerin temiz olması dışında bir kriterimiz yoktu. Çünkü biz tatillerde kahvaltıdan sonra otelden ayrılır, ancak gece yatmaya gelirdik. Yıl içerisinde iş gereği şehir otellerinde bolca konaklıyoruz, o konuda uzman sayılırız artık. Ama tatil başka tabi. Senede ancak bir kez gidebileceğiniz yerin doğru bir tercih olması gerekiyor. 4 yıl boyunca Ela ile farklı tatil seçeneklerini denedik. Bunlar içerisinde en çok her şey dahil konseptinden nefret ettik ki bu 2 sene öncenin tatiliydi. Hayatımın en sıkıcı, en bunaltıcı tatiliydi. Ela hiç ama hiç bir şey yemedi. Tüm tatil Ela'ya bir şeyler yedirebilmek için uğraşarak geçti. Açık büfe olduğundan ve her şey yemek saatlerine göre ayarlandığından otelden doğru dürüst ayrılamadık. Sanırım her şey dahil otelden topluca kilo vererek dönen tek aile de biz olduk. Çünkü ben toplu olarak yapılan yeme işinden gerçekten nefret ediyorum. Hele yemek için sıraya girmek asla bana göre değil. Aynı şekilde havuz konusu benim için tam bir kabus. Havuz sadece bana ait olmadığı sürece, denizden başka bir yerde yüzmem mümkün değil. Ailede turizmci çok olunca ve sahne arkasını da iyi bilince beş yıldızlı otellerden kaçmak için çok ciddi sebeplerim var. Unutmazsam bir ara kardeşimin otel hikayelerini sizlerle de paylaşayım, şok olmak garanti:)
Yıllardır tatil için Antalya'yı tercih etmemize rağmen Kaş'a hiç gitmemiştik. Kışın bir belgeselde Kaş'ı izleyince, ocak ayından itibaren plan yapmaya başladık. Ela'nın kreşinin sahibi, şu hemen her yerde reklamını görebileceğiniz villa kiralama şirketinin de sahibi aynı zamanda. Bir sohbet esnasında Kaş'a gideceğimizden bahsedince, kendi villasının da içinde olduğu, Kaş'ta seçebileceğimiz birbirinden muhteşem evlerden oluşan bir sürü seçenek sundu bize. Tesadüfün böylesi yani.💓 Hemen evimizi seçtik, tarihe karar verdik. Günü gelince de resmen uçarak tatil evimize gittik.

Bu evde kaldık ve fotolardan da anlaşılacağı üzere, biz müstakil takılmayı seven bir aileyiz. Hal böyle olunca, önünde özel havuzu olan, ormanın içinde yer almasına rağmen tüm plajlara en fazla 15-20 dk mesafede bir evde konaklamak çok cazip geldi. Her şeyden önce ben ormanın içinde, sadece cırcır böceklerinin ve hiç duymadığım kuşların sesleri eşliğinde, gece olduğunda çöken zifiri karanlığı yüzlerce yıldızın aydınlattığı bir gökyüzünün altında ilk defa konakladım. Ankara'da evimiz cadde kenarında ve her gün duyduğumuz gürültüler kulağımıza öyle bir yer etmiş ki, o neredeyse somutlaşan ve elle tutulur hale gelen sessizlik bizi resmen afallattı. Etrafta doğal olmayan hiç bir ses yoktu, Ela hariç😝 Çok güzeldi. Gerçekten hayatımın en konforlu tatiliydi. Hele o zamana kadar denize kavuşabilmek için dakikaları saydığım yılları düşününce, gerçekten gözlerim yaşardı. Çünkü bizim için temizlenen pırıl pırıl bir havuz vardı önümüzde ve bahçedeki kahvaltı masasından kalkıp havuza girmemiz üç saniye falan sürüyordu:)
Havuzdan denize, denizden tekrar havuza döngüsü en çok Ela'ya yaradı. Yüzmeyi hala yeleksiz beceremiyor ama kendine güveni geldi. Koca havuzu bir baştan bir başa saatlerce dolaştı. Derin suya havuzda alışması, son gün çıktığımız tekne turunda çok işimize yaradı. Çünkü Ela özgürlüğünü ilan ederek tekneden 70 metrelik suya tek başına atladı ve yemekler haricinde tekneye hiç çıkmak istemedi. Bir ara tekneden epey uzaklaştık. Denize baktım kocaman, Ela'ya baktım küçücük. Allahım şu an alttan üstten her ihtimale ne kadar açığız deyip tırstım da yani yalan değil. Çünkü Ela denizde kesinlikle bizi dinlemedi, müdahale kabul etmedi. Buna rağmen çok ama çok eğlendik.
Akşamları Ela uyuduktan sonra çayımızı kahvemizi alıp bahçeye çıktık. Sırf o sessizliğe ortak olmak için neredeyse hiç konuşmadan vakit geçirdik. Yani bu tatil benim için su ve sessizlik olarak özetlenebilir. İşin garip yanı da, o sessiz ortama girene kadar buna ne kadar ihtiyacımız olduğunu anlamamamız...
Biz muhtemelen bu yaz da Kaş'dayız. Kaş'a gitmek isteyenler, tatilini orada geçirmek isteyenler de vardır mutlaka. Hem onlara rehber olmak, hem de yaşadığım güzel günleri kişisel tarihime not düşmek maksadıyla ilerleyen yayınlarda paylaşmak istediğim bir sürü şey var. O zamana kadar, kendinize iyi bakın, hoşçakalın.😙
Havuzdan denize, denizden tekrar havuza döngüsü en çok Ela'ya yaradı. Yüzmeyi hala yeleksiz beceremiyor ama kendine güveni geldi. Koca havuzu bir baştan bir başa saatlerce dolaştı. Derin suya havuzda alışması, son gün çıktığımız tekne turunda çok işimize yaradı. Çünkü Ela özgürlüğünü ilan ederek tekneden 70 metrelik suya tek başına atladı ve yemekler haricinde tekneye hiç çıkmak istemedi. Bir ara tekneden epey uzaklaştık. Denize baktım kocaman, Ela'ya baktım küçücük. Allahım şu an alttan üstten her ihtimale ne kadar açığız deyip tırstım da yani yalan değil. Çünkü Ela denizde kesinlikle bizi dinlemedi, müdahale kabul etmedi. Buna rağmen çok ama çok eğlendik.
Akşamları Ela uyuduktan sonra çayımızı kahvemizi alıp bahçeye çıktık. Sırf o sessizliğe ortak olmak için neredeyse hiç konuşmadan vakit geçirdik. Yani bu tatil benim için su ve sessizlik olarak özetlenebilir. İşin garip yanı da, o sessiz ortama girene kadar buna ne kadar ihtiyacımız olduğunu anlamamamız...
Biz muhtemelen bu yaz da Kaş'dayız. Kaş'a gitmek isteyenler, tatilini orada geçirmek isteyenler de vardır mutlaka. Hem onlara rehber olmak, hem de yaşadığım güzel günleri kişisel tarihime not düşmek maksadıyla ilerleyen yayınlarda paylaşmak istediğim bir sürü şey var. O zamana kadar, kendinize iyi bakın, hoşçakalın.😙
Yorumlar