pekingese etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pekingese etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2013 Salı

Pekingese Zeytin ve Sefil Civciv

Evde klasörler, albümler dolusu fotoğrafı olmasına rağmen Zeytin ile ilgili pek yayın yapmadığımı fark ettim. Oysa makineyi elime alır almaz ilk çektiğim odur.
pekingese

Zeytin'in yaklaşık 10-15 tane minik oyuncağı vardır. Hepsinin de ayrı ayrı ismini bilir. Civciv, kurbi, uçak gibi... Dönem dönem bazı oyuncaklarına karşı özel bir ilgi besler. İşte birazdan göreceğiniz sefil civciv de bunlardan biri. Oyunumuz daima bizim oyuncağı ileriye atmamız, koşarak oyuncağı getiren Zeytin'in onu bize vermemesiyle başlar. Hemen başka şeylerle ilgilenmeye başlarız, Zeytin de ağzında tuttuğu oyuncağı elimize sürterek devam etmemizi ister. Sonrasında ise ayağa kalkıp oyuncağı cebimize sokarız ki, minik Zeytin'in bir metre havaya nasıl zıpladığını görebilelim:) Zıplamaktan yorulan Zeytin görünüşte pes eder ve oyuncağı geri almak için bizim dilimizden konuşmaya başlar:)
pekingese, pekinez
Jest ve mimikleriyle, pörtlek gözleriyle bildiğiniz konuşur işte:)

pekingese, pekinez
 Baktı çırpınınca olmuyor, hemen taktik değiştirir ama zıplama neticesinde yorgun düştüğünden en yakın kucakta uyumayı tercih eder:)

pekingese, pekinez

8 Temmuz 2011 Cuma

Zeytin

Geldiğinde iki aylık, avuç içi kadardı. Fakülteden sonra evde yalnız yaşamak zor gelince, annemin de evde bir nefes olur yüreklendirmesiyle başladı her şey.

pekingese

pekingese
Kızılay'da bulunan pet shop'lar her hafta sonu uğrak yerimizdi. Yine böyle birgün, tam da sırayla tüm köpeklere agucuk yaparken gördüm Zeytin'i. Görür görmez de hayran kaldım, o kadar sevimliydi ki... Alalım bunu diye düşünüyorduk ki, dükkan sahibi satıldığını ve sahibinin de birazdan gelip alacağını söyledi. Tam bir yıkım oldu tabii. Telefon bıraktık, Zeytin gibi bir pekingese olursa aramasını söyledik. Ama bir gün sonra daha güzeli oldu. Alan kişi, hediye olarak götürecekmiş Zeytin'i ama labrador istendiği için Zeytin'i iade etmiş. Havalara uçtuk ve hemen gidip aldık oğlumuzu. Zeytoş şimdi 7 yaşında. Geldiği günden bu zamana kadar bakımı, beslenmesi, tıraşı, banyosu, aşıları, hastalıkları, gezmesi, uykusu, kısaca her şeyiyle bir bebekten farksız. Yavruyken rahatsızlanmıştı bir keresinde ve sabaha kadar başını beklemiştim. Yine bir seyahatten döndüğümde çok hasta bulmuştum onu ve bir şey olacak korkusuyla ne yapacağımı şaşırmıştım. Artık büyüdü ve neredeyse yarı ömrünü tamamladı. Aklımıza daha sık geliyor artık onun da bir gün aramızdan ayrılacağı. Ama olursa tek dileğim acısız olması...

pekingese
Zeytin dediğim gibi pekingese cinsi bir köpek. Pekingese ırkı, Çinliler tarafından yarı kutsal sayılırmış, normal halk bu köpeklere selam vermek zorundaymış ve çalınması ölüm anlamına gelirmiş. İmparator öldüğünde, diğer hayatında da beraber olabilmek için köpeğiyle birlikte gömülürmüş. Bu mantıkla kaç köpek telef oldu belirsiz tabii:))

pekingese

Genel özelliklerine bakacak olursak sadık, duyarlı, yabancılara karşı şüpheci, kendini tehlikeye atacak kadar cesur ve itaatkardır. Yalnız bizim oğlan itaat konusunda biraz keyfi, canı isterse yapar canı istemezse yapmaz.
Çok iyi Türkçe bilir, yanında çaktırmadan bir şey konuşmaya kalkışsanız bile hemen anlar, kedilerden ve koşan çocuklardan nefret eder. Eve gelen misafir ilk olarak Zeytin'in gönlünü almalıdır ki, ilerleyen saatlerde rahat edebilsin:))

Zeytinle en fazla 3 ya da 4 gün ayrı kalmıştık, ta ki geçen yıl tatile gidene kadar. Zeytin arabada duramaz, daha doğrusu tek durmak istediği yer camın önü, tabi boyu kısa olduğundan cama yetişmek için dizlerimizi tepelemekten hiç kaçınmaz. Uzun yolda hızlı bir şekilde giderken camı açamayacağımıza göre, Zeytin'i götürmemiz imkansızdı. Biz de Ankara'da bulunan köpek otellerini araştırmaya başladık ve Gölbaşı taraflarında içimize sinen bir otele rezervasyon yaptırdık. Vedalaşma sahnemiz çok acıklıydı, o bize her dediğini yaptıran Zeytin gitmiş, yerine veterinerin kucağında yaşlı gözlerle arkamızdan pati sallayan bir kedi yavrusu gelmişti adeta.
Hüzünlendik falan ama çıktık yola. Aklımız Zeytin'deydi. Acaba bizi unutur mu, oradakilere kök söktürür mü derken, tatilimizi yaptık, Zeytin'i de her gün arayıp sorduk. İyiymiş, her gün banyo yapıyormuş, günde 4 defa bahçeye çıkıyormuş... Ama gelince öğrendik ki, son günlerde iyice sinirlenmiş, muhtemelen onu terk ettiğimizi düşündü, kimseyi yanına yaklaştırmamış. Biz heyecan içinde Zeytin'i görmek için bekliyoruz. Veteriner yavaşça yanına girip seslenmemizi söyledi. Biz de öyle yaptık. Bizi görmeden sinirli sesler çıkaran Zeytin, sesimizi duyunca kelimenin tam manasıyla havalara uçtu. Neredeyse güldüğüne yemin edebilirim. Aldım kucağıma, sarmaş dolaş çıktık otelden. Sonraki günlerde pek sesi çıkmadı Zeytin'in. Meğerse otelde bağırmaktan sesi kısılmış:)) Sonra da bir açıldı, pir açıldı maşallah:))

pekingese
Evcil hayvan besleyenler bilir ama bilmeyenler için son bir not... Çocuğunuz varsa evcil hayvan sizin ikinci çocuğunuzdur, yoksa zaten göz bebeğinizdir.  Onlar da aynı ilgiyi, şefkati, zaman zaman azarlanmayı, terbiye edilmeyi ve en nihayetinde arkadaşınız olmayı hak ederler. Evcil hayvanlar mal değil, candır ve size muhtaçtır. Emin olmadan sakın böyle bir şeye kalkışmayın, bir heves uğruna alıp, sıkılınca onları yalnız bırakmayın. Bir de geçen sene billboardlarda şöyle bir yazı gözüme çarpmıştı aklımdan çıkmayan; bu dünyada susuyorlar, ama öbür dünyada siz susacaksınız onlar konuşacaklar... İzlemeyi geçtim duymaya bile tahammül edemediğim işkencecilerin yaptıklarına karşı, içimi ferahlatan tek şey de bu söz oldu...