gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2018 Pazartesi

Yedigöller Milli Parkı

yedigöller-bolu
yedigöller-bolu
Herkese merhaba! Nasılsınız, bayram tatiliniz nasıldı? Umarım sevdiklerinizle birlikte güzel vakit geçirmişssinizdir.
Hani şu yazımda anlatmıştım ya Amasra'da mini bir tatil yaptık diye. İşte Amasra'dan dönerken karşımıza Yedigöller tabelası çıktı ve biraz düşündükten sonra- 3 saniye falan- orayı da görmeye karar verdik. 
yedigöller-bolu
Yedigöller hakkında internette pek çok bilgiye ulaşabilirsiniz. Ben çok fazla detaya girmek istemiyorum ama kısaca Yedigöller'in İncegöl, Küçükgöl, Sazlıgöl, Büyükgöl, Nazlıgöl, Seringöl ve Deringöl'den oluşan yedi göle ve binbir çeşit bitkiye ev sahipliği yaptığını ve 1965 yılında korumaya alınarak Mill Park ilan edildiğini söyleyebilirim.
yedigöller-bolu
yedigöller-bolu
Ankara malum, bozkırın göbeği. Evin balkonundan ağaç görsek mutlu oluruz biz. Ama Yedigöller insanı kör edecek derecede yeşil. Yani yolunuz düşerse şüpheniz olmasın, yeşilin her tonuna doyacaksınız. Biz Yedigöller'e temmuz ayında gittik. Buna rağmen oldukça sakin, dingin ve sessizdi. Stabilize toprak yol canımıza okusa da sonrasında karşılaştığımız manzara herşeye değerdi. Şu tam yukarıdaki fotoğraf mesela, onu çekerken etrafta böcek sesi bile yoktu, inanır mısınız? Zaten bataklık gibi, koyu kıvamlı biraz ürkütücü bir yapısı vardı suyun, birkaç kurbağa dışında canlıya rastlamadık.
yedigöller-bolu
yedigöller-bolu
Yedigöller bizimki gibi günübirlik geziler haricinde kamp ve piknik yapmak için de son derece ideal. Yalnız çocuk tavsiye etmiyorum, Ela 3 yaş çılgınlığıyla, koca parkı tek başına inletti:) Mümkünse çocuksuz çiftler gitsin ve kafa dinlesin:)
yedigöller-bolu
yedigöller-bolu
Yedigöller'i esasında bir de sonbaharda görmek istiyorum. O yeşillerin arasına kırmızlar, turuncular ve sarılar karıştığında... Bazen plansız yaşamak, insana hiç umulmadık güzellikler getirebiliyor. Yapmanız gereken tek şey; arabanın deposundan ve yanınızdaki yiyecek miktarından emin olmak:) Görüşmek dileğiyle, hoşçakalın:)
yedigöller-bolu

5 Ocak 2018 Cuma

Amasra Vs Amalfi

amasra
   İyi seneler herkese! 2018, sağlıklı, bereketli, neşeli ve çok eğlenceli bir yıl olsun, hayatımıza renk katsın, yepyeni ufuklar açsın, gördüğümüzden eksik bırakmasın. Hiç bilmediğimiz yerler keşfedelim, güzel insanlarla tanışalım. Bu sene mümkünse çocukların, kadınların ruhlarına, bedenlerine uzanan kirli ellerin değil uzanamadan kırılan ellerin haberlerini alalım. Dünya daha güvenli ve yaşanılası bir yer olsun. Ağaçları ve çocukları çok seven iktidarlar gelsin hep. Mutlu olalım işte, yüzümüz gülsün:) 
amasra
   İtalya'nın güneyinde bulunan Amalfi Coast denilen cennet köşesini duyanınız var mı bilmem ama uzun zamandır görmek istediğim yerler arasında kendisi. Umarım en kısa zamanda da bu dileğim gerçekleşir. Ancak Ankara'dan azıcık kuzeye gittiğinizde, Amalfi görsellerini aratmayan demeyelim de onu andıran, çok şirin, çok samimi, 1-2 günde her yerini keşfedebileceğiniz ancak 1 hafta kalsanız dahi sıkılmayacağınız harika bir rotasyon var: Amasra.
amasra
   Geçtiğimiz Temmuz ayında gittiğimiz Amasra'da biz iki gün kaldık. Hava gündüz çok ılık olmasına rağmen akşama doğru oldukça serinledi. Hatta akşam yemeğini açık havada yedik ve cidden üşüdüm. Siz bu aylarda Amasra'ya giderseniz, çantanızda şal vb. bir şeyler bulundurun mutlaka:)
amasra
amasra
   Amasra'da Sardinia Otel'de kaldık biz. Otel sahibesi çok kibar bir hanımefendi. Ayrıca kahvaltımızı hazırlayan bayanlar da çok sıcakkanlıydı. Otel çok temizdi, kahvaltısı inanılmaz doyurucuydu. Oda manzarası harikaydı, Gerçekten sabah gözlerinizi açtığınızda, yataktan doğrulmanıza bile gerek kalmadan denizi görebilmek müthiş bir duygu. Otelle ilgili tek olumsuz yorumum; karşısında yer alan barda sabah dörde kadar canlı müzik yapılması. Oldukça gürültülüydü, belki çocuksuz çiftler için sorun olmaz ama erken uyuyan bir kuzucukla sıkıntılı olabilir. Allahtan Ela yol yorgunuydu da sabaha kadar sorunsuz uyudu.
amasraamasra
   Amasra'nın merkezini ancak yürüyerek keşfedebilirsiniz. Biz de arabayı, otelin otoparkı olmadığından çarşı içinde güvenli bir otoparka bıraktık. Sonra da tabana kuvvet her yeri dolaştık. Siz de eğer giderseniz, dar sokaklara girip çıkabilir, kaleye ya da limana doğru yürüyüşünüze devam edebilirsiniz. Merkezdeki rahmetli Barış Akarsu'nun heykelinin de bulunduğu parkta gün batımını izleyebilir, hemen yan taraftaki balık lokantalarında yine aynı manzara eşliğinde akşam yemeğinizi yiyebilirsiniz.
amasra
amasra
  Amasra yerleşim yerleri dışında birbirinden güzel koylara ev sahipliği yapıyor. Kalacak bir günümüz daha olsaydı, aklımda bir kaç koy vardı ama başka bahara kaldı. Biz denize girmek için İnkumu Plajını tercih ettik. İnkumu'na giden yol da çok eğlenceli ve yemyeşil. Marmaris gibi, önce epey bir yükseliyorsunuz, sonra denize doğru inişe geçiyorsunuz.
amasra
amasra
   Deniz Temmuz ayı için soğuktu bana göre. Kendimden hiç ummazdım ama bir kaç kez girip çıktıktan sonra dişlerimin takırtısını durdurmak için Karadeniz güneşine sırtımı verip kenara çekildim. Peki yer cücesi Ela, bacak kadar boyuna bakmadan ne yaptı dersiniz? Denizden dışarı adımını atmadı! Su buz gibiymiş, dalgalar kocamanmış, hiç birini sorun etmedi ve babasıyla deniz keyfi yaptı. Bir ara kalbimizi yerinden çıkardığının hiç farkına varmadan, kıyıda dalgaların arasında kayboldu. Ama o anda bile gülerek, dalgaları kucaklayarak oynamaya devam etti kuzum.
amasra
   Bizim için çok keyifli bir mini gezi oldu. Dönüş yolunda Yedigöller tabelasını görünce bir anda orayı da gezmeye karar verdik. O da bir sonraki sefere artık:) Görüşmek dileğiyle, hoşçakalın!

30 Eylül 2013 Pazartesi

Tatil Fotoğraflarım

  Havalar daha fazla soğumadan, anılar hatıralara karışmadan, tatile dair ne varsa paylaşayım dedim. Side, Datça, Marmaris, Palamutbükü, Akbük, Akyazı ve Bayırköy'e ait bu güzel fotolar da sonradan farkına vardığımız başka güzelliklerin başlangıcı olarak bu blogda yerini alsın. 
  Tüm bu güzelliklerin bize ait olduğunu bilmek mutluluk verici. Milli hazinelerimizi koruyalım kollayalım hep söyleriz, duyarız etrafımızdan. Ama bence şu mantıkla bakıldığında herşey daha anlamlı. Hani çok güzel ve lezzetli bir yemek yiceksinizdir. Ama o an çocuğunuz yanınızda değildir ve onsuz boğazınızdan geçmeyeceği için yemeği yemez ve çocuğunuz gelene kadar onu muhafaza edersiniz ki birlikte yiyebilesiniz, tadını birlikte çıkarabilesiniz. İşte doğal güzelliklerimizi korursak, onlara gözümüz gibi bakarsak, çocuklarımızı, torunlarımızı mahrum etmemiş, onları başka ülkelere mecbur etmemiş oluruz. Dışarda olanın fazlası var bu topraklarda, yeter ki kıymetini bilelim. 
  Kamu spotunun sonuna geldiğimize göre, fotoğraflara geçebiliriz:)
Antalya-Side
Antalya-Side
akbük-palamutbük
akyaka-akbük
datça
palamutbükü
datça-palamutbükü-kızkumu
kızkumu-marmaris

24 Nisan 2013 Çarşamba

Benden Haberler

Bu aralar işler çok yoğun, şehir dışı seyahatlerimiz arttı. Haliyle bloguma gereken vakti ayıramıyorum. Bu da beni rahatsız ediyor açıkçası. Bir ay içerisinde Bursa, İzmir, Mersin ve Eskişehir'e gittik. Hem ziyaret hem ticaret oldu bizim için. Yalnız biz Ankara'da son yağmurlarla titrerken, İzmir ve Mersin'e çoktan yaz gelmişti. Neyse ki son günlerde yüzünü gösteren güneş içimizi ısıttı.

izmir

tuz-gölü

izmir

mersin
Bu koşuşturmanın arasında güzel birşey oldu. Kendin Yap Dergisi'nden Ayşe Hanım, derginin Mayıs sayısı için benimle röportaj yapmak istediklerini iletti. Büyük bir mutlulukla kabul ettim. Yaptığım araştırmalar neticesinde bulduğum yağlı kağıtla dekupajın ayrıntılarını öğrenmek isterseniz, derginin Mayıs sayısını kaçırmayın derim:)

kendin-yap-dergisi
Tamam yoğun çalışıyoruz ama akşamları hala bana ait ve ben de hobilerime devam ediyorum. Bu aralar pano ve tepsi çalıştım daha çok. Onlar da bir sonraki yayına artık.

Bu da Sıhhiye Katlı Otoparkı'nın yılmaz bekçisi Rocky:) O kadar tatlı, o kadar sevimli ki anlatamam. Mıncıklamaktan bir hal oluyoruz:) Kendince havlıyor ama sesi fısıltı gibi, bir de kendini seveni o da çok seviyor ama ciddiyetini bozmadan:)

rocky

10 Eylül 2012 Pazartesi

Side Tatili Bitti

Birkaç gün oldu döneli ama, tatil fotolarına ancak vakit ayırabildim. Biz her sene olduğu gibi bu sene de Side'ye gittik. Aynı yerleri, aynı resimleri tekrar tekrar yüklemek istemediğimden, sizi şuraya, şuraya ve şuraya yönlendireyim:) Tek fark geçen sene gidemediğimiz Dim Çayı ve Dim Mağarası'ydı. Orayı da görmüş olduk.
antalya-dim-cayi
Daha sonra rotamızı Muğla'ya çevirdik. İlk durağımız Fethiye-Ölüdeniz'di. Göcek Tüneli,size de Cem Yılmaz'ın tünelin ucundaki ışık esprisini hatırlattı mı:))
fethiye-ölüdeniz
 Ölüdeniz'den sonra Dalyan'a geçtik. Çok güzeldi, hayran kaldım. Rengarenk taşlar topladım denizinden...

 Son durak Marmaris'ti. Green Nature Resort da hoşumuza gitti, tavsiye ederim.
Unutmadan İztuzu Paljı'na da gittik. Ben Antalya'nın tuzlu suyunu o kadar benimsemişim ki, İztuzunda yüzerken su yuttuğumu ancak farkedebildim. Tuz muz yok, bal gibi su yani:) Eşsiz bir manzaraya, altın gibi bir kumsala sahip, yolunuz düşerse sakın kaçırmayın derim. Denizkabuğu stoğumun çoğunluğunu da burdan topladım:)
 Sevgiler...

7 Haziran 2012 Perşembe

Aqua Vega

   Türkiyenin en büyük, Avrupanın 2. büyük akvaryumunu görmek için haftasonu Nata Vega'ya gittik. Son derece büyüleyici bir yer, insan içerideyken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor gerçekten. Yalnız şunu da görelim, buna da bakalım diye suya öyle bir odaklanıyorsunuz ki,  gözlerde bariz bir yorgunluk oluyor çıkınca.
   Ben denizatlarını çok ama çok severim. En çok da onların yanında vakit geçirdim, gözlerimi alamadım, bir canlı bu kadar mı güzel olur?

nata-vega-alisveris-merkezi

   Akvaryuma girerken dilerseniz yeşil bir fonun önünde resminizi çekiyorlar, çıkışta da arkanıza köpekbalıkları ya da akvaryumun iç kısmından görüntülerle fon oluşturup resminizi basıyorlar. Tek resim 10 TL, 4 resim 25 TL.

nata-vega-alisveris-merkezi

Haftasonunuzu değerlendirmek için Aqua Vega Akvaryum iyi bir seçenek. Hele çocuklarınız varsa onlar için de harika bir deneyim olacak. Girişler de bir süreliğine indirimli. Tam 15 TL, öğrenci 10 TL. Bence kaçırmayın:)

aqua-vega-akvaryum

4 Nisan 2012 Çarşamba

Ayrancı Antika Pazarı

Ankaralılar bilir, her ayın ilk pazar günü, Ayrancı semtindeki Emniyet Müdürlüğü'nün yan tarafına Ayrancı Antika Pazarı kurulur. Geçtiğimiz pazar günü, tam da ayın ilk pazarına denk gelince, buraya gitmeye karar verdik.

ayrancı antika pazarı

Bünye eskiye meraklı olduğundan, Ayrancı Antika Pazarı bizim için biçilmiş kaftan. Daha adım atar atmaz, gramofonlardan yükselen cızırtılı plak sesleri, başdöndüren kalabalığın ve renklerin etkisiyle kendimizi bir anda elli yıl önceye gitmiş gibi hissediyoruz.

ayrancı antika pazarı

Eski kitaplar, şamdanlar, çerçeveler, kimbilir hangi yaşanmışlıkla pazarda yerlerini almışlar ve yeni sahiplerini bekliyorlar. Onlardan bu şekilde söz etmemin sebebi, sanki canlıymış gibi bir etki bırakmaları üzerimizde. Gördüğüm herşeye dokunmak istiyorum tozlarına aldırmadan, sanki dokununca ben de dahil olacağım o yaşanmışlığa...

ayrancı antika pazarı

ayrancı antika pazarı

Antika Pazarında durduğumuz her tezgahta objelerin hikayesini dinliyoruz. Almanya'dan gelen eski film makinaları, savaş yıllarında askerlerin kullandığı çakmaklar, deniz fenerlerinde kullanılan çalışır vaziyetteki lambalar...
Bu kapı tokmaklarını belgesellerde görmüştüm, gelen misafirin kadın mı yoksa erkek mi olduğunu anlamak için iki ayrı tokmak takılırmış kapıya. İnce ses çıkaran tokmak kadın misafirin, kalın ses çıkaran tokmak ise erkek misafirin geldiğini haber verirmiş. Günümüzde suistimala ve münasebetsiz şakalara ne kadar açık bir durum değil mi? Bu kapı tokmaklarının çifti 400 liraydı.

ayrancı antika pazarı

Antika Pazarında çok kaliteli ve tam ahşap boyama severlerin aşık olacağı resimlerle süslenmiş porselen tabaklar da mevcut. Tanesi 110 lira olan bu tabaklar, aynı zamanda sertifikalı.
antika-porselen

antika-porselen

Bu saat de çok orjinal bir parçaydı, üzerinde yok yoktu yani...

antika-saat

Antika Pazarında hıristiyanlığı simgeleyen parçalar da vardı. Mesela bu ahşap obje aslında bir mumluk, alt çevresine mumları dizip yakıyorsunuz ve mumların ısısı sayesinde yukarıdaki pervane dönmeye başlıyor, pervane ise her katta İsa'nın nasıl dünyaya geldiğini ayrı ayrı tasvir eden, adeta hikayesini anlatan parçaları harekete geçiriyor ve onlar da dönmeye başlıyor. Satıcıyla biraz pazarlık yaptık ama sonra evime böyle bir parça sokmamın yanlış olacağını düşündüm. Aslında beni çeken, tamamen el yapımı olan o küçük, sevimli, ahşap adamcıklardı:)

antika-mumluk

Antika Pazarında bol bol eski fotoğraf da çıkıyor karşınıza. Beni en çok etkileyenlerden biri de buydu. İnsanlar eskiden birbirlerinin 23 Nisan Egemenlik Bayramını kutlarmış, hatta bununla da kalmaz böyle kartlar atarlarmış. Günümüzde kutlamalar yasaklanıyor oysa, ne kadar acı değil mi?

antika-fotograf

antika-fotograf

Vaktiniz olursa ve ayın ilk pazarına denk getirebilirseniz, Ayrancı Antika Pazarını gezin, görün, hissedin. Tarihte bir yolculuğa çıkın. Emin olun pişman olmayacaksınız, tam aksine keşke daha büyük olsaydı diye hayıflanacaksınız.