Tarihler 1518 yılının Temmuz ayını gösterdiğinde, Strasbourg'da yaşayan Frau Troffea, sokağa çıkıp deli gibi dans etmeye başlar. Ortada müzik yoktur, çalan bir şarkı yoktur. Ancak Troffea müthiş bir enerjiyle, döne döne dans etmeye başlar. Kadını izleyenler onun bu enerjisi karşısında gülümserler ve alkış
tutarlar. Ancak bir süre sonra anlaşılır ki, kadın keyfinden değil
kendini durduramadığı için dans etmektedir. Frau Troffea dans eder, dans
eder, dans eder... Bu durum tam 6 gün boyunca devam eder. Hiç durmadan,
hiç ara vermeden dans edilerek geçirilen 6 koca gün...
Bir hafta içinde 34, bir ay içinde ise 400 civarı insan kadına katılarak
dans etmeye başlar. Bunlardan 15'i kalp krizi, yorgunluk, tükenme gibi
nedenlerle hayatını kaybeder. Durumu kontrol altına almak isteyen
yetkililer muhtemelen çivi çiviyi söker mantığıyla hareket edip müzisyenler işe alırlar ve dans edenler için
geniş platformlar kurarlar. Ne yazık ki bu, insanları dans etmek için
teşvik etmekten ve çok daha fazla insanın bu toplumsal histeriye dahil
olmasına sebep olmaktan başka bir işe yaramaz.
Dans vebası, dans cinneti, St. John dansı gibi pek çok isim verilen bu
olay, tarihteki ilk olay da değildir üstelik. Kayıtlara geçen pek çok
olayda insanlar toplu halde ve kendilerini kaybetmiş şekilde çılgınlar
gibi dans ederler. 1020'de Bernburg'da, 18 köylü kilisenin etrafında
bir anda şarkı söyleyip dans etmeye başlar. 1237'de kalabalık bir grup çocuk, Erfurt'tan
Arnstadt'a kadar olan 20 kilometrelik yolu zıplayarak ve dans ederek kat
eder.
1278 yılında, Almanya'da, Meuse Nehri üzerindeki köprüde 200 kişinin aynı anda dans etmeye başlaması, köprünün yıkılması ile sonuçlanır. Kurtarılanlar yakınlardaki St. Vitus Şapeli'nde tedavi edilir. Dans vebasına ilişkin en büyük salgın 1373-74 yılları arasında İngiltere, Hollanda ve Almanya'da meydana gelir. Bilim adamları bu durumu "kolektif ruhsal bozukluk", "kolektif histerik bozukluk" ve "kitlesel delilik" olarak adlandırır. Orijinal ismiyle dancing mania bir sinir sistemi hastalığıdır ve dans hareketleri ile karakterize bir epilepsi formu olarak açıklanmıştır.
Dans vebası 17. yüzyıl ortalarında tamamen ortadan kalkmış. Kimsenin
duymadığı bir müzikle günlerce dans etmek ve sadece kişinin vücudundaki
bir kemiğin kırılması ya da kişinin ölmesi ile nihayete eren histerik,
ölümcül bir dans... Şahsi fikrim, topluca pikniğe çıkılıp o gözalıcı,
kırmızı ve zehirli mantarlardan toplu olarak yenmemişse, ne bileyim
şebeke suyuna sinir sistemini zıplatacak bir madde zerk edilmemişse
insanların böyle birbirlerinden etkilenip delirmeleri pek mantıklı
gelmedi bana. Ama kim bilebilir ki? Ne diyelim, iyi ki de ortadan
kalkmış değil mi:)
Çalmayan şarkılarla insanlar delire dursun, Ankara'dan meslektaşım Şeyma Hanım, eşiyle evlilik yıl dönümleri için benden bir albüm rica etti ve ismini de "Sen Benim Şarkılarımsın" koydu:) Vintage tarzda çalıştığım albüm, 20cm*20cm ebatlarında, her zamanki gibi 6 yaprak 12 sayfa. Cepler ve interaktif bölümlerle ortalama 60 fotoğraf kapasiteli. Güle güle kullansınlar, mutlu anılar biriktirsinler:) Vintage anı albümünün detaylarını merak ediyorsanız, videosu hemen aşağıda. Keyifli seyirler:)
Yorumlar
Sevgiler....