Birkaç ay önce yapımcı bir hanımefendiden bir mail aldım. Mail, benim için spam sayılacak kadar mucizeviydi:) Hemen aradım kendisini. Hanımefendi bana yeniden yapılanan bir tv kanalı için eski eşyaları yenileyen (evet o benim), ahşap ve dekoratif boyama yapan bir bloggerın hazırlayacağı bir program yapmak istediklerini, benim blogumu incelediklerini ve aradıkları şartları sağladığımı düşündüklerini, tv programı ve sunuculuk fikriyle ilgilenip ilgilenmediğimi sordu.
Allah aşkına, bana bir tane blogger gösterin ki hayallerinden biri tv programı yapmak olmasın:) Ben de böyle bir teklifin çok cezbedici olduğunu, çalışma şartları uygun olursa (Ela'yı ve Ankara'daki programımı düşünerek) sevinerek-hayır-havalara uçarak kabul edeceğimi belirttim. Eşim benden hevesli, "ben buradaki şartları ayarlarım, sen kabul et, hemen gidip İstanbul'dan ev tutalım, ben çekim saatlerinde Ela ile ilgilenirim" dedi, canım benim:) Neyse hanımefendi kendisine çalışmalarımı, yayınlarımı linkleriyle beraber özetleyen, kendi fotoğraflarımın da olduğu bir mail göndermemi istedi.
Ben de bugüne dek yenilediğim eşyaları, çok farklı fikirler paylaştığımız nedesem isimli ortak yapımımızı, efendime söyliyeyim dergi röportajımı (basında ben!) ve "doğurdum ama hala fitim kahretsin" pozlarımı kendisine gönderdim. Kanaldan olumlu yanıt alır almaz bana döneceğini belirtti.

Program hafta içi her gün kısa kısa ya da hafta sonu bir gün uzun olacak şekilde düşünülmüş. Konsept tamamen geri dönüşüm ve eski eşyaların yenilenmesinden ibaret. Sunucu önce peşinde kameramanla eski eşya satan bir yere gidecek, eşyayı alıp ev şeklinde dekore edilmiş stüdyoya gelecek ve o eşyadan yepyeni, kullanılabilir bir şey üretecek.
Fikri çok sevdim. Hatta ek olarak çok becerikli blogger arkadaşlarımın olduğunu, her bölümde farklı birini misafir edebileceğimi söyledim. Yapımcı da bu fikri çok sevdi:) Gel zaman git zaman kanaldan cevap beklendi ancak yayın akışında böyle bir programa yer verilmedi, yapımcıya olumlu ya da olumsuz bir dönüş de olmadı. Yani proje şimdilik askıda ama bir gün gerçek olursa ilk iş kesme tahtasından notluk yapacağım, kesin:))

Bu zavallı kesme tahtası aslında bambudan, kaymak gibi yüzeyi olan eli yüzü düzgün bir eşyaydı. Ama eşim saolsun, bulaşık makinasına atınca tahta resmen çekmiş ve yer yer çatlamış. Benim lugatımda atmak diye bir kelime olmadığına göre kesme tahtası da kara tahta notluk oluverdi. Yapılışına gelirsek; kara tahta boyasını alıyoruz.
Bir kat yukarıdan aşağıya, iz yapmayan bir fırça ile düzgün bir şekilde boyuyoruz. Kuruduktan sonra bu defa sağdan sola ya da soldan sağa yine düzgün bir şekilde boyayıp kurumaya bırakıyoruz. Bu kadar:) Aman cilalamaya kalkmayın, yazı falan yazamazsınız üzerine.
Ben asma kısmını tığla sık iğne şeklinde yaptım, sonra üçer zincir çekerek ve kurdeleyi de içine alarak devam edip başladığım noktaya döndüm. Kurdelenin uçlarını da fiyonk yaptım. Alt kısımda yine fiyonk ve biraz dantel kullandım. Tebeşir için küçük bir kurdele parçasından kılıf yaptım. Hem yazarken elimiz kirlenmesin hem de işimiz bitince o minik mandala tutturabilelim diye.
Herkese hayallerinin gerçek olduğu, güzel haberler aldığı süper şahane bir hafta dilerim:)
Yorumlar
yazı tahtana gelince, fikrine sağlık bahar, nefis bişi olmuş bu:) eylemlerin devam etsin..
sevgilerimle,
Bu arada o kara tahta boyası var ya tam bir bağımlılık , bir şişe aldım bitene kadar boyamadık yer bırakmadım :D
Bak evdeki tahtalar hiç aklıma gelmemişti , akşama boyama partisi var nihohooooo :))
Sevgiler :)
karatahta da şahane ve bir o kadar da şık,eline sağlık
sevgiler
eline sağlık Bahar'cım. Sevgilerimle. :)
Bloguma da beklerim.
Sevgiler.
Alison x