.jpg)
Canım Yavrum,
Şunu anladım ki bebeğim, hafta/ay hesabı yapılan bir zaman
dilimindeysen, zaman resmen ışık hızında ilerliyor. Seni beklerken de
böyleydi. Günler haftalara, haftalar aylara dönüşürken, vakit ne zaman
ay dönümü oldu anlamazdım. Şimdi yine aynı ruh hali
içerisindeyim. 6 ay oldu, hop 7. aya girdik derken ben bu
yazıyı yazana kadar 8. ayın da iki haftası geçti bile. Şükürler olsun...
.jpg)
Bebeğim farkında mısın, ilk bayramlar, ilk kandiller, ilk tatiller
derken yeni bir yıl da eklendi güzel ömrüne. İlk yağmur şahaneydi
seninle ve ilk kar da. Mevsimler değişirken sen de günden güne
büyüyorsun. Artık iki dişin var yavru kuşum, parmağımızı rahatlıkla
ısırabildiğin, yeni mamaları tadabildiğin, dilin değdiğinde yepyeni
sesler çıkarabildiğin, koskocaman bir dünyanın kapısını aralayan iki
minik diş:) Biliyorum canın çok yandı, uykuların bölündü, sebebini
bilmediğin bu acı senin tüm dengeni bozdu güzel kızım. Keşke benim canım
yansaydı, keşke seni her öpüşümde sancıların, huzursuzluğun bana
geçseydi tontişim. Ama öyle böyle bitecek annecim, ilkler hep zordur
derler ya, inşallah sonrakiler hiç çaktırmadan çıkar da ailecek rahat ederiz.
.jpg)
Pamuk şekerim, baban ve ben seninle uyanık olduğun her an, sürekli
muhabbet halindeyiz. Başlarda sen kafana göre takılıp değişik sesler
çıkarıyordun. Ama şimdi bizim söylediğimiz kelimeleri, sesleri taklit
ediyorsun, ses tonunu bize göre ayarlıyorsun. "Babbabbapbaaa" olarak
başlayan maceran "annneaaa" şeklinde devam ediyor. Bir şeyi ısrarla
anlatmak istediğinde "hım" deyip çeneni göğsüne indirip kaldırıyorsun,
yemek istemediğin yiyecekler için ağzını kilitleyip başını geriye
atıyorsun.
.jpg)
Boncuğum, kucağa alınmak istediğinde kollarını uzatıyorsun, kucağa
alınınca boynumuza sarılıyorsun. Yalnız kalmaktan nefret ediyor, bir
saniye yanından ayrılsak söylenmeye başlıyorsun. Her şeye ama her şeye
gülüyor, yalnız belli şeylere kahkaha atıyorsun. Işıklar, lambalar
ilgini çektiğinden, girdiğimiz her mekanda önce tavanları kolaçan
ediyorsun. Diş etlerin kaşındığında ağzını kocaman açıp yüzümüzü ısırmaya
çalışıyorsun ama biz senin bizi öptüğünü düşünüp havalara uçuyoruz:)
Bu ayın bombası alkışı öğrenmen oldu canımın içi. Sana "şap şaaap" diye
seslenirsem ellerini açıp önünde ne varsa ona vurmaya başlıyorsun
kocaman gülücüklerle:) "Ela Masaaal, alkııış" dersem ellerini birbirine
vuruyorsun. Yalnız ufak bir sorunumuz var minnoşum. Ellerinden
birini açıp diğerini yumruk şeklinde tuttuğundan o beklediğin ses bir
türlü çıkmıyor ama sen yine de çok mutlu oluyorsun. Bir de artık
parmaklarını daha detaylı kullanmaya başladın nur topum. Seni sık sık
havada görünmeyen bir şeyleri yakalamaya ya da mama sandalyenin
tepsisindeki minicik kırıntıları toplamaya çalışırken yakalıyorum.
Kolların hep iki yanında açık ve ellerin sürekli hareket halinde.
.jpg)
Bebeğim bu saç bantlarını sen doğmadan önce almıştım. Sen bir iki
aylıkken de başına takıp fotoğraflarını çekmiştim. O zamanlar senin
minik başına bol gelen bantlar, artık tam oluyor.. İlerde sorarsan anne
niye üstüm başım her karede aynı ama kafadaki bantlar farklı diye, sebebi bebeğim,
annenin fırsat bu fırsat deyip bantları başına geçirip geçirip
fotoğrafını çekmesidir. Çünkü sen pek hoşlanmıyorsun bu bant işinden ve
zaten topu topu yarım saat sonra kafanda hiçbir şey istemediğini net
çığlıklarla izah ettin ay parçam:)

Yıldız gözlüm, süt kokulu ilişkimize ek gıda kod adlı bir takım yiyecekleri sokmak zorunda kaldık mecburen. Sırf ilerde değişip değişmeyeceğini görmek için buraya da yazıyorum. Ev yapımı yoğurda bayıldın, patatesi başta sevdin ama havuçla birlikteliğinden hiçbir şekilde hoşlanmadın. Kabakla aran eh işte, kiviyi sevdin, elmaya mesafelisin. Muzu sevdin ama armuda hiç yüz vermedin. Yumurta sarısını yanında su içerek yiyorsun, pekmeze itirazın yok, D vitaminini çok seviyorsun, calpolü de:))
.jpg)
Bunların dışında yavru kuşum, hala mis gibi kokunla başımı döndürüyorsun, her baktığımda içimi titretiyorsun. Koskoca 7 ay geçti ama hala anne olduğuma, kucağımda sen varken bile senin benim kızım olduğuna inanamıyorum. Sanki ilk kez görüyormuş gibi, sanki yüzyıllardır tanıyormuş gibi seviyorum seni.
Ve çocuklarla ilgili duyduğum her kötü haberle birlikte, senin için ne kadar korktuğumu anlatmak istesem... Bir insanın ayakkabısının gölgesi üzerine düşen bir karınca desem, yavrusunun birazdan leoparın ağzına gireceğini bilen ve olan biteni uzaktan izleyen anne geyik ya da ağa takılan balığın yeryüzüne yavaş yavaş çıkarken gözlerindeki ferin söndüğü o çok hızlı ama bir balığın hayatı için çok yavaş geçen o birkaç saniye diye tarif etsem... Korkularıma insani boyutta bir karşılık bulamadığım için saçmalıyorum işte annecim ama kafamdan geçen görüntüler bunlar. Sen bana bakma.
Tombik parmaklarını, pufidik ayaklarını, külotlu çorap giymiş totişini yerim yerim yerim. Daha önce söylemiş miydim keltoşum? Seni çok çok çok seviyorum...
Ve çocuklarla ilgili duyduğum her kötü haberle birlikte, senin için ne kadar korktuğumu anlatmak istesem... Bir insanın ayakkabısının gölgesi üzerine düşen bir karınca desem, yavrusunun birazdan leoparın ağzına gireceğini bilen ve olan biteni uzaktan izleyen anne geyik ya da ağa takılan balığın yeryüzüne yavaş yavaş çıkarken gözlerindeki ferin söndüğü o çok hızlı ama bir balığın hayatı için çok yavaş geçen o birkaç saniye diye tarif etsem... Korkularıma insani boyutta bir karşılık bulamadığım için saçmalıyorum işte annecim ama kafamdan geçen görüntüler bunlar. Sen bana bakma.
Tombik parmaklarını, pufidik ayaklarını, külotlu çorap giymiş totişini yerim yerim yerim. Daha önce söylemiş miydim keltoşum? Seni çok çok çok seviyorum...
Yorumlar
3.fotodaki duruş ve masumiyet çok şeker,şimdi ona sarılmak,o bebek kokusunu içime çekmek vardı...
benim yerime siz yapın bunu,olur mu ? :)
sevgiler
sevgilerimle :)