.jpg)
Doğduğun anda idrak ettiğim, ama kelimelere ancak dökebildiğim bir şey anlatıcam sana. Anneler çocuklarına neden canım yavrum diye seslenir, ben sana neden sürekli canım yavrum diyorum biliyor musun? Hani doğum hikayemizi anlattığım yazıda hemşirelerden birinin gelip kaburgalarıma bastırdığından ve o baskıyla senin doğduğundan bahsetmiştim ya... Aslında o an, öyle bir cümleyle geçiştirilecek, yaşanmadan hayal edilebilecek bir şey değil.
Yani şöyle tarif edeyim annecim, o dirsek kaburgalarıma dayandığında dilimin, hatta küçük dilimin dışarı fırlayacağını, tüm kemiklerimin kırılacağını, senin çıkışınla beraber tüm organlarımın parçalanacağını zannettim. İşin özeti; sen doğduğunda aslında dışarı çıkan sen değil, benim canımdı. Bazıları beddua eder, canın çıksın der, bilse aslında, doğum yapan her kadının canı çıkar zaten. Hem tam aksine, canı çıkınca ölmez kadın, daha da canlanır, güçlenir, bölünmesine rağmen ikiye katlar kendini. İşte o yüzden güzel kızım, sen benim canımsın, can parçamsın.
Yani şöyle tarif edeyim annecim, o dirsek kaburgalarıma dayandığında dilimin, hatta küçük dilimin dışarı fırlayacağını, tüm kemiklerimin kırılacağını, senin çıkışınla beraber tüm organlarımın parçalanacağını zannettim. İşin özeti; sen doğduğunda aslında dışarı çıkan sen değil, benim canımdı. Bazıları beddua eder, canın çıksın der, bilse aslında, doğum yapan her kadının canı çıkar zaten. Hem tam aksine, canı çıkınca ölmez kadın, daha da canlanır, güçlenir, bölünmesine rağmen ikiye katlar kendini. İşte o yüzden güzel kızım, sen benim canımsın, can parçamsın.
.jpg)
Bebeğim, bu ay senin devletin pek çok resmi kurumuyla tanıştığın, şirinliğinle bizi sıra bekleme işkencelerinden kurtardığın, "hah, bizim kızın görmediği bir burası kalmıştı" lafını defalarca tekrarladığımız bir ay oldu. (Seni duruşmalara sokup mahkeme heyeti seninle ilgilenirken tüm davaları kazanmak gibi de bir planımız var babanla, haberin olsun:) Yalnız bu kurumlardan birinde, hiç üşenmeden salonun bir ucundan kalkıp yanımıza gelen, çirkin suratındaki 8 tonluk makyajıyla bir anda arkamda belirip beni yerimden zıplatan ve sanki sen benim kucağımda değilsin, sanki kadınla yıllardır tanışıyoruz da aramızda böyle bir teklifsizlik varmış gibi kollarını uzatıp seni kucağına almak isteyen, babanla biz tersleyince bozulup tükürür gibi Allah bağışlasın diyen ve kös kös yerine dönen kadını unutmayacağım. Hayır tontişim, acaba kadın ne umuyordu, benim güle oynaya seni kucağına tutuşturup sonra da mal gibi bu saçma durumu izleyeceğimi, bu durumdan hoşnut olacağımı falan mı düşünüyordu acaba? Ben senden önce kimsenin çocuğuna yapışmadığım için, çevremizdeki bu yapışkan kadınlara alışmam mümkün değil. Elacım, sana yalvarıyorum, dışarıda yabancılara gülücükler atmaktan vazgeç, yoksa annen bu konuda çok hassas, yolacak birini, o olacak:)
.jpg)
Annesinin yavrusu, artık elin ayağın hiç ama hiç durmuyor. Elini gördüğün her şeye uzatıyorsun, almak istiyorsun, hadi aldın, bu defa da ağzına götürmek istiyorsun. Bazılarının tadını beğenmeyip suratını ekşitiyorsun ama yine de denemekten vazgeçmiyorsun enerji topum benim:) Bir de seni emzirirken, sağ elinle elimi tutup sağ ayağını sürekli saat yönünde çeviriyorsun. Ben izlemekten yorulmuyorum, sen de kendini izletmekten, aynen devam annecim:)
Yavru kuşum, sen de az çok farkındasın, totomuz açıkta, baldırı çıplak, bir çıtçıtlı body ile geçen günler geride kaldı, artık mevsim kış ve bizim bir şekilde seni soğuktan korumamız lazım. Ama sen daha kolunu sokmaya çalışırken çığlığı basıyorsun. Giyinmekten de soyunmaktan da nefret ediyorsun! Ama annenle babanın seni dışarı için hazırlarken nasıl kan ter içinde kaldıklarını ve bunun her gün yaşandığını birazcık göz önüne alsan diyorum hani, olmaz mı bıdığım?
Güzel gözlüm, keşif turlarına başladığın şu yalan dünyayı artık yattığın yerden izlemeyi şiddetle reddediyorsun. Tamam, seni bile isteye kucağa alıştırdım ama ben bu işin bu denli yorucu olacağını hiç tahmin etmemiştim. Neyse, kollarımız kas yaptı deyip duruma iyi tarafından bakıcaz artık. Şunun şurasında emeklemene ne kaldı ki güzel kızım benim:)
Bebeğim artık sabahları bizden önce uyanıp, yatakta ne kadar olduğunu tam bilemediğim bir süre hem şarkı söyler gibi mırıldanıp, hem de beşiğin parmaklıkları arasından gözünü dikip yüzüme bakıyorsun. Yani ben gözümü açtığımda artık seni bu şekilde buluyorum ve böyle uyanmaya bayılıyorum:)
Kuzucum, sen doğana kadar çocuklardan bucak bucak kaçan, en büyük kabusu otobüste çocuklu ailelere denk gelmek olan bir insandım. Şimdi düşünüyorum da kuzenin Elif'i saymazsak, ben çocuk sevmek için seni beklemişim bitanem. Seni öpmek, sana sarılmak için içimden gelen karşı konulamaz his bir yana, azıcık ayrı kalsam göğsümün tam ortasında bir yerin resmen mum gibi eriyip aktığına yemin edebilirim.O kıvrım kıvrım kirpiklerini, bu kapkara ülkenin beni korkutan geleceğine inat ışıldayan gözlerini, o bir damlacık ağzını ve de fındık burnunu yerim yerim yerim... Daha önce söylemiş miydim canımın içi, seni çok çok çok seviyorum...
.jpg)
Bebeğim artık sabahları bizden önce uyanıp, yatakta ne kadar olduğunu tam bilemediğim bir süre hem şarkı söyler gibi mırıldanıp, hem de beşiğin parmaklıkları arasından gözünü dikip yüzüme bakıyorsun. Yani ben gözümü açtığımda artık seni bu şekilde buluyorum ve böyle uyanmaya bayılıyorum:)
.jpg)
Yorumlar
ne mutlu ve maşallah size..
çok tatlı maşallah
ben de sevmiyorum herkese mavi boncuk dağıtmasını.
Hem adaş hem aydaşız sanırım. Allah bağışlasın
hayırlı bir evlat olsun
mutluluğunuz daim olsun
Sevgilerimle..
Duygularını ne kadar saf ifade etmişsin .
Sevgiler canım :)
Maşallah tatlıma:))