Cuma, Şubat 10, 2012

Bir Otopsi Hikayesi

Bu postumda otopsiyle ilgili ayrıntılar var, çabuk etkilenen hassas bir insansanız lütfen okumayın, zaten anlatmak istediğim otopsinin korkunçluğu değil çok daha derin şeyler.


otopsi

Fakülte son sınıftayken, adli tıp dersini iple çekerdim. Doğuştan meraklıydım, herşeyi öğrenmek istiyordum. Okuduğum kitaplardan falan az da olsa bilgim vardı ama yine de ders gibi olmazdı elbette.

Hocamız hem diş hekimliğinde hem de bizim fakültede ders veriyordu. Ayrıca numune hastanesinde çalışıyordu. Çok espriliydi, dersleri süper eğlenceli geçerdi. Ama nedense katılım az olurdu, biz 6-7 kişi olarak her zaman ön sıralarda yerimizi alır, acaba bugün ne anlatacak diye merakla beklerdik. Çünkü hafta içinde mutlaka biri ölmüş olurdu ve hocamız da bunu derste anlatırdı. Oysa Hocamız şöyle derdi:"Çocuklar ben hep dua ederim ki pazar günü kimse ölmesin, ben de biramı alıp Meram tepesine çıkayım da biraz kafamı dinleyeyim."


konya-zümrüt-apartmanı

2 Şubat 2004 günü Konya'da Zümrüt Apartmanı yıkıldı. Bir gün önce ben, o binanın karşısında bir kafede Avon'un toplantısına katılmıştım. Ertesi gün ise bu haberi duydum. Uzun bir süre yaklaşamadım ama en nihayetinde gördüğümde o koca apartmanın yerinde artık koca bir boşluk vardı. İşte orada yaşamını kaybeden insanların otopsileri de bizim ders konumuzdu. Çünkü tamamının otopsisini hocamız yapmıştı. Çoğu kalp-göğüs basısı nedeniyle hayatını kaybetmişti. Yani üzerlerne çöken ağırlık nedeniyle nefes alamamışlardı.

Dersler bu şekilde slayt gösterisi ve anlatım şeklinde geçerken merakla beklenen gün geldi ve hocamız otopsi ve ölü muayenesine gelmek isteyenlerin, isimlerini listeye yazdırmasını istedi. Bu, savcılık düşünmediğimiz sürece hayatımızda belki bir kez yaşayacağımız bir fırsattı ve kaçırmadık elbette.

Bir hafta sonra, telefon geldi. Yağmurlu ve serin bir hava vardı dışarıda. Numune hastanesinin morguna çağrıldık. Gidene kadar da olayın ası ölümü olduğunu, otopsisine gireceğimiz genç kadının kendini 6 saat önce astığını öğrendik. Hayatımda ilk defa morga giriyordum ve açıkçası her tarafta ağlayarak bekleşen insanlar göreceğimi zannediyordum. Oysa koridorda gayet sakin görünen, sakallı, karanlık görünümlü iki adam vardı sadece.  Sonradan o adamlardan birinin ölen kızın kardeşi, diğerinin ise kocası olduğunu öğrendim. Ama ölen kız taş çatlasa 20'li yaşlarındaydı, kocası ise 35-40 arasıydı tahminen.

Neyse biz odaya girdiğimizde otopsi başlamıştı, yaklaşık 30 kişi daracık bir odaya sıkıştığından ilk başta ne hocayı ne de otopsi yapılan kadını göremedik. Ama beş dakika sonra bir kısım diş hekimliği öğrencileri daha fazla dayanamayarak birer ikişer odadan çıktı. Bize de yer açldı. Hocamız, asistanı ve dikiş işlerini halleden bir görevli vardı. Normalde bu kadar ayrıntıya girildiğini zannetmiyorum ama hocamız bize tek tek anlattığı için en ufak ayrıntıların dahi üzerinde duruyor, bir taraftan da kesilen parçaların fotoğrafını çekiyordu.

Tam o sırada kapı yavaşça açıldı ve içeriye o dışarıda gördüğüm karanlık tipli adamlardan, kızın kardeşi girdi sessizce. Hoca fark etmedi ama erkek öğrencilerden biri bağırarak hocayı uyardı. Adamı yaka paça attılar. Hocamız da sağlam bir küfür savurdu arkasından. O anda kızın niye kendini asmış olabileceği konusunda tahmin yürütmeye başladım. Ama en iyimser tahminim otopsiyi merak etmiş olabileceğiydi. Düşünün ki, kız kardeşiniz yan tarafında musluğu olan buz gibi bir masada çırılçıplak yatıyor, dahası herkesin gözü önünde parçalanıyor, siz de bu durumu izlemek için otopsi odasına giriyorsunuz gizlice. Çok sinirlendiğimi hatırlıyorum odadaki diğer herkes gibi.

Neyse biz içeri girdiğimizde ölünün kafa derisi açılmış ve yüzüne geçirilmişti. Bu nedenle neredeyse otopsinin sonuna kadar kadının yüzünü hiç görmedik. Bu bir bakıma iyi oldu, çünkü inanın yüzü olmayan bir vücut size insan gibi gelmiyor. Odada artık öğrenci olarak 4 kişiydik, kimbilir ne kadar meraklı gözlerle izliyorsam, hoca karaciğeri direkt önüme koydu, Böbrekleri gösterdi, o kadar muntazam yaratılmışlardı ki, aynen ilkokulda öğretilen o minik fasülyelere benziyordu.

Beyin ise tam bir mucizeydi, o cevize benzeyen yapının her bir parçası birbirine ayrı bağlarla tutunmuştu, hem çok sağlam hem de bir makas darbesiyle kopabilecek kadar narindi. İnsan dilinin bu kadar uzun olabileceği hayatta aklıma gelmezdi. Bağırsaklar, karın açıldıktan sonra devasa bir balon gibi havaya yükseldi. Bomboştu ve inanılmaz beyazdı. Kız belli ki uzun zamandır bişey yememişti. Boynunda oluşan ekimozları gösterdi hocamız. Çünkü biliyorduk ki, bir insan eğer öldürüldükten sonra asılmış ise boyunda ekimoz ya da kanama oluşmazdı.

Otopsi tamamlandı. Dikiş başladı. Bazıları merak eder, her şey yerli yerine koyulup öyle mi dikiliyor diye. Hayır maalesef hemen tüm organlar kesildiğinden ölünün içine doldurularak dikiliyor. Son aşamada kızın yüzündeki kafa derisi kaldırıldı ve ilk kez o anda, masada yatan vücut bizim için bir kimliğe dönüştü. Upuzun saçları vardı, kalın kaşları... Uyuyor gibiydi. Otopsi yapılırken bazı öğrenciler ağızlarına burunlarına mendil kapattı ama ben koku almadım. Zaten genç bir ölüydü ve henüz ölü katılığı oluşmamıştı. Otopsi sırasında beni etkileyen; dediğim gibi kızın yüzünü gördüğüm an ve dikişler atılırken çıkan o iğrenç sesti. İpler kalın olduğu için etrafa kan sıçrıyordu.

Odadan çıkınca, çok yaşlı ve ilaç tedavisi gören yaşlı bir kadının yüksekten düşerek öldüğünü ve ölü muayenesi yapılması gerektiği söylendi. Otopsiye gerek yoktu, ölü katılığı oluşmuştu ve vücut tüm salgıları dışarı verdiğinden dayanılmaz bir koku vardı. Hocamız gelmişken bunu da görmemizi istedi hatta eşime kadının havaya kalkmış kolunu indirmesi söyledi. Eşimin beti benzi attı ama dediğini de yaptı. Kolu indirdi ama kol tekrar kalktı. Böylece bunu da görmüş olduk.

Nihayet o soğuk koridarlardan geçip temiz havaya çıktık. Otopsi her ne kadar dışarıdan bakıldığında korkunç görünse de pek çok olayın aydınlatılması için son derece elzem. Ama dilerim herkese otopsi gerektirmeyen hayırlı ölümler nasip olur. İnsan vücudu kadar muazzam bir şeyin karşısında Allah'a bir kez daha şükretmek, hatta kudretinden seve seve korkmak çok güzel bir deneyimdi. Otopsiden sonraki gün uykudan uyandığım anda kızın yüzü geldi gözümün önüne, ama sadece bir defa yaşadım bu durumu, şimdi çok net hatırlamıyorum nasıl biriydi. Yine de aklıma geldikçe o gün hissettiklerimde bir değişiklik yok. Midesinin, bağırsaklarının bomboş olduğu, kardeşinin kendisini gizlice izlemeye çalıştığı ve yaşça kendisinden epey büyük bir kocaya sahip bu kız kendini niye astı?

 Sizin aklınıza bir şey geliyor mu?

22 yorum:

  1. Allah ölümün bile hayırlısını versin Bahar Ablacığım, aynen dediğin gibi...

    YanıtlaSil
  2. çok yazık , ama bir hayattan vazgeçiliyorsa demekki dayanıcak hali,tutunacak gücü kalmamış heralde....çok etkilendim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten daha kıymetli neyimiz var ki, o an artık insanın gözü görmüyo demek ki...

      Sil
  3. ooff aklıma neler geliyor neler...anlatmayayım.. bizi de alacaklardı hocalar ilk yıl, 70 kişilik sınıftan 2 kişi gitti ardından vazgeçti.. ( ilk yıl anatomi ve fizyoloji dersi almıştık tıp bölümündeki hocalardan.. okul öncesi öğretmenliği hacettepe üniverstsindeydim..) ben asla cesaret edemezdim ama yazdıklarını okudum.. yaşamış kadar oldum.. sevgiler ve teşkrler bu paylaşımın için..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim Modacım, aslında ölüden korkacak bi durum yok, önceden ben de senin gibi düşünüyordum ama kapımızı canlılardan korumak için kilitliyoruz neticede değil mi, sevgiler...

      Sil
  4. kız kardeşinin otopsisini izlemeye gelen bir abi... bu bile yeterlidir belki... kim bilir neler yaşattılar. ölüsüne bile saygıları olmadığını düşünsene...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Feci bişeydi, ne düşünerek girdi içeri acaba, yaşarken de bu kadar rahat mıydı diye düşünmeden edemiyorum...

      Sil
  5. o apartman çöktüğünde bende konya daydım,hatırlıyorum o karmaşayı..Bahar aslında bu yazını okumayacaktım yukarıdaki uyarından sonra ama bibaktım burdayım,,bundan 3 5 sene evvel internet üzerinden gördüm otopsiyi,o günden bu yana eskisi gibi olmadığımı hissediyorum,hatta ,eşime bile vasiyet ettim,senden evvel ölürsem ne olursa olsun otopsi yaptırma bana diye :) düşünmek,hatta yazını okumak bile mahvetti beni,o masada kesilip biçilen insanın bi zamanlar yaşadığı gerçeğini çıkaramam hiç aklımdan,bu farklı bi duygu,,inan senin çok rahat bi şekilde isteyerek otopsiye girmiş olman,ayrıntılara bu kadar dikkat etmen çok şaşırttı beni,sanırım,kimse otopsi kelimesini duymak bile istemez düşüncemden..
    Ayrıca bana farklı gelen nasıl bi konu olursa olsun onu öğrendikten sonra uzun süre kafamdan atamayışım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Huzurum bu kadar üzüldüğüne üzüldüm ama insan merakına yeniliyor bir şekilde. Demek seninle tanışacağımız o günlerden belliymiş:) İnternetteki videolar vahşet içeriyor bence biraz da ilgi çekmek için. Otopsi vasiyeti ilginçmiş ama şimdi hangi ölümlere otopsi yapılmadığını söyleyip seni korkutmayayım. Allah hepimize hayırlısını versin canım. Ben artık o kadar takılmıyorum,ben ölmüşüm, benden sonra tufan yani:) Takılma sen de canım benim:)

      Sil
  6. Baharım korku filmlerini, kanlı sahnelerini rahatlıkla izleyen ben, iş gerçege gelince malesef..

    Ama senin açından ilginç bir deneyim olmuş. Neden kendini astıgı konusu belli zaten, o abi ve eş..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Aslım, ben de sinemada fazla etkilenmem ama biliyo musun belki de benim girdiğim otopside pek kan olmadığı için iğrenç bi görüntü de oluşmadı. Ası ölümlerinde kan koyulaşır ve akışkanlığı azalır, siyaha yakın bi renk alır. Çok az oldığunu hatırlıyorum sadece. Sebepler konusunda da seninle aynı fikirdeyim hatta biraz daha fazlası ama dile getirmicem...

      Sil
  7. İlginçti..Otopsinin bu kadar detaylı bir şey olduğunu tahmin etmiyordum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, fazlasıyla ilginçti ama bazı şeyler sadece ölü yakınlarının isteğine bağlıdır mesela zehirlenme şüphesi. Talep olmadan bu konuda inceleme yapılmaz ama maddi olarak yapılanlar aynı olmasına rağmen herkesin ölüm sebebine göre yoğunlaştığı alan farklı sanırım.

      Sil
  8. önce fotoğraf vurdu beni can evimden ..sonra yazdığın otopsi hikayesi.bu ülkede böyle kadın,genç kız hikayeleri ne çok!Allah merhamet etsin o yavrucağa.bir daha hiç bir kadınımız kızımız yaşamasın bu acı adi yaptırımları dayatmaları(ihtimal evlilik dayatmasından ve getirdiklerinden astı kendini.kimbilir bir yerlerde belkide sevdiği birileri vardı ve evlenince o da hayallerini gömdüğü toprağa kendini de gömmek istedi...)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alanayım amin inşallah diyoruz ama başka çıkış yolu kalmayan, varsa da bunu bilmeyen pek çok insan maalesef intiharı tercih ediyor. Artık neyse sebep, o dakendisiyle beraber gömüldü gitii, ama ben bu anımı yazmasaydım rahat edemicektim. Ben de en azından anısının gömülmesini istemedim...

      Sil
  9. Her ne kadar an itibariyle blogunuzu resmen takip etmeye başlamış olsam da hemen hemen bugüne kadar bütün postlarınızı okudum diyebilirim:) Bu yazınızı bu dönem göreceğim adli tıp dersine hazırlık amaçlı okumuştum yaklaşık 2 ay önce.. Zira o zamanlar benim için bir kabus olacağını düşündüğüm bu ders şimdi onca teorik hukuk dersinin yanında ilgiyle takip ettiğim bir derse dönüşüverdi:) Otopsi sırasında yakaladığınız ayrıntılar çok hoşuma gitmişti ilk okumamda da. Analitik düşünme yeteneğiniz, ilk kez bulunduğunuz ve bir çok duygunun birbirine geçtiği öylesine travmatik bir ortamda bile duygularınızdan sıyrılıp hukukçu kimliğinizi ortaya koymanız çok etkilemişti beni. Yaşlı kadının cesedinin kolunun indirildikten sonra tekrar kalkması ise bir o kadar korkutmuştu .. Oysa nedeni ölü katılığı neticesinde oluşan "boksör pozisyonu"ymuş sadece.. Bugüne kadar bir çok kabusuma konu olmuş halk arasında "ölü irkilmesi" olarak tabir edilen durum bu olsa gerek.. Herşeyin mantıklı bir açıklaması varmış meğer:)Çok uzatıp sizi sıktım biliyorum ancak bu postunuzun adli tıp dersine olan önyargımın kırılmasında, slaytlarda gösterilen ürkütücü ceset fotoğraflarına başka bir gözle bakabilmemde ve en önemlisi şimdiye kadar "asla" yapamam dediğimde meslek alanlarına yönelmemde bana çok büyük katkısı oldu. Bu yüzden size teşekkür etmek istedim Bahar Hanım :)Meslek hayatınızda başarılar diliyorum..

    YanıtlaSil
  10. Yanak Hanım, hoşgeldiniz, öncelikle yazılarıma gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkürler. Otopsi gibi pek çok insanın ürktüğü bir konuda hoşunuza gidecek detaylar bulabildiyseniz ne mutlu bana:) Sadece bir yazıdan yaptığınız olumlu kişilik analizi ise sizin zarifliğinizle alakalı, çok teşekkür ederim. Adli tıp gerçekten çok zevkli bir konu. Okuduğum romanlarda biletıbbi gerilim ilk tercihimdir halen:) Mesleki hayatınızda şimdiden başarılar, sevgiler:)

    YanıtlaSil
  11. Otopsi..... Anneanneme yapıldı .... o zaman o kadar karmaşık duygular içindeydim ki bir ara göğsünden çıkardıkları kalp pilini avuçuma sıkıştırdıklarında kendimi dışarı atıp nefesim kesilinceye kadar koşmuş sonra bağıra bağıra yoldan geçenlere aldırmadan ağlamıştım...
    Morgda ki o buz gibi havayı ve ölüm kokusunu unutamıyorum.....

    YanıtlaSil
  12. Benim ablam 3 ay önce kendini asarak intihar etti.asla yapacak biri değildi neden yaptiginida hiçbirimiz tahmin bile edemiyoruz.ayrıca boynun da hafif bi kizariklik vardi sadece otopsi sonucu da gelmedi normal mi sence savcida bilgi vermiyo soruşturma gizli yurutuluyo diye biz sadece bekliyoruz mecburen acaba biri yapmis olabilir mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buket Hanım, başınız saolsun, çok üzüldüm. Yani bilemiyorum ben doktor değilim. Sadece canlıyken asılan bir insanın boyun altında ekimozlar olacağını, ölü bir insan asıldığında ise bu tür kanamaların olamayacağını biliyorum. Yani canlı olan doku kanar mantığı ile. Yine de siz soruşturma sonucunu bekleyin. Avukatınız varsa dosyadan bilgi alabilir. Tekrar başınız saolsun, Allah sabır versin.

      Sil
  13. Beyin konuşturulur mu böyle bir şey var mı?

    YanıtlaSil

linkwithin